Hatıramda kalan en aydınlık şey, o şen kahkahan... Çarpık kentleşmeden bahsederken yanlış yere dikmişiz heykelimizi, şimdi; ağaçların gölgesinde uyuklamak vardı oysa.
Salkım saçak olmuş bir yüreğe, yağmur yağsa da bir, yağmasa da...Ben çoktan ezberlemişim ayrılık türkülerini..Hoş geldin ya da güle güle Bu nasıl baktığına göre değişir hayata.
Yüzün yoksa hiç hatırlamayalım birbirimizi, ama birazcık vicdanımız varsa, ölene kadar yad edelim.
Didişsek de mavi olduğunu bile bile denizler için, sen yeşil diye tuttur, ben bildiğimi okuyayım. Kaşının üzerinde duran ela gözlerine söyle meftun olduğumu. Beni sandıkta sakladığın bir yemeni farz et, en kederli anlarında sarıl ki bana, seni ezberlediğim için utanmayayım.
Çıkar ağzındaki baklayı..Hala seviyorum diyeceksen, bu kadar kıvranmaktan vazgeç. Dişlerinin arasından ıslık çalan, parmaklarını belime dolamış, dünyayı yok saymış bir sevgili hatırımdaki. Hiç çözülmeden öylece durmuştuk ya hani...
O gecenin hatırına ellerini düşlememe izin ver. En kızgın anımda bile, adını anmaktan mahrum etme dudaklarımı. Ne kadar çok elveda dersek diyelim, hep bir merhaba bırak yanı başımda. Salı günlerine dil uzatanlar, çarşambaları sevmeyenler, perşembeleri yok sayanlar hiç unutmasın;
Aşk pazartesileri başlar, gerçekse; ortalarına kadar sürer, ölümsüzse; hiç anlamazsınız, geçenin bir haftamı, bir ömür mü olduğunu!
O güldüğüM BasiT -AşK ŞarkılaRı-.. ÖzüR Dilerim SizdeN ...
4-13-2007<>
kategori: Ask ve sevgi kosesi
Uzun zamandır hasret kaldıM yüzüne ..Muhtacım inan senin tek bi sözüne.. O kadaR özlediM ki Seni .. Sesini kokunu ellerini sıcaklığını Dünyayı kendisinde toplamış deniz mavisi gözlerini .. Sen gittikteN sonra muhtaç kaldım ellerine .. gözlerine .. Sesine .. Bir tek sözüne .. Öyle isterdiM ki sana olan sensizliğimi senin kollarında gidermeyi .. Öyle isterdim ki Tek bir sözü senin ağzından duymayı .. Öyle isterdim ki “Seni SeviyoruM” demeni .. Yalvarsam ağlasam kapansam dizine .. Döner miyiz yine eski günlere.. Ahh gelemeN için bana .. DönmeN içiN .. Unutmak içiN eski günleri .. Sermez miyim dünyayı ayaklarının altına …YalvarsaM yakarsaM .. Duyar mısın hıçkırıklarımı .. Elimi uzatsaM tekrar tutar mısıN eski günlerdeki gibi .. Sana doya doya Seni SeviyoruM dememe izin verir misiN ? eski günlerdeki gibi .. Seni o kadar özledim ki .. Yine cam kenarındayıM .. Yine bir yıldıza takıldı gözüM .. En parlak ve bana en yakın olan yıldıza .. Her gece penceremden baktığımda hep gökyüzünde olan yıldıza …Ve yine her gece olduğu gibi dilek dilediM yaşlı gözlerimle .. SeniN bana gelmeNi .. Eski günlerdeki gibi olmayı dilediM .. Daha kaç gece dilek tutucam Mavi GözlüM .. Kç gece yalvarıcaM Tanrıya .. Kaç gece daha ıslak gözlerimle penceremin kenarında sabahlıycam .. Kaç gece mavi gözlüM .. Kaç gece .. Söyle buldun mu aradığın aşkı..Söyle… Hani giderkeN .. Son kez vedalaşırken seninle .. Son kez yaşlı gözlerimle yarı yolda bırakırkeN söylediğiN sözleri hatırladın mı?.. Daha büyük bir aşk arıyoruM demi$tiN .. Senin tahmiN edemiyeceğiN kadar büyük demiştiN..BulduN mu tahmiN edemiyeceğiM kadar büyük aşkı .. Yoksa yalnız mısın sen yine..BeniM gibi boynu bükük gözü yaşlı tek başına.. Yalnız mısıN sende .. Her gece yıldızlardan dilek diliyor musuN .. Bir kişi için hayatını mahvediyor musuN .. bir yanın eksik mi ?.. AyrılığıN acısını anladıN mı ? .. ÇektiğiM acının çeyreğini yaşadıN mı? Yine eskisi gibi beraber olsak…Ne olur sanki geçenleri unutsak …Hayat bitse dünya dursa…Ölüm bile olsa biz hiç ayrılmasak.. Eskisi gibi tutşsak elele .. Hissetsem sıcaklığını tenimde .. Geçmişi silsek .. Ne varsa söylenen unutsak her şeyi .. Yeni bir sayfayla başlasak tekrar .. Ve o sayfanın ilk sözü “Seni Seviyorum” olsa … Ne olurdu sanki…Hayat bitene kadar .. Son nefesimizi verirken bile birbirimizin yanında olsak .. O anda bile gözlerimizde aşk aksa..Ölüm bile gelse ruhlarımız hep beraber kalsa ..biz hiç ayrılmasak …
-EsiN-
_________________ Geri dönemezmisin bana söyle meleğimyaralarımı saran beyaz meleğim ölüyorum ahh yavaş yavaş eriyor bedenim bu kanayan aşk senin
BM Sakat Hakları Sözleşmesi İmzalanmalı
4-9-2007<>
kategori: Engelliler kosesi
"Engelli Hakları Sözleşmesi İmzalanmalı"
Engelli Hakları Sözleşmesi imzaya açılırken Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi hükümetin sözleşmeyi imzalamasını istedi: Engelli bireylerin eşit yurttaşlık haklarına sahip olması, üretken bireyler olarak yaşayabilmesi için gereken reformlar yapılmalı.
BİA Haber Merkezi 30/03/2007
BİA (New York-İstanbul) - Dünyanın en büyük azınlığı konumundaki 650 milyon engelli insanın haklarını koruyacak Birleşmiş Milletler (BM) Engelli Hakları Sözleşmesi, bugün (30 Mart) ülkelerin imzasına açılıyor. Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi (RUSİHAK), hükümeti bu sözleşmeyi bir an önce imzalamaya ve gereken reformları hayata geçirmeye çağırdı.
RUSİHAK, Sözleşme'nin fiziksel ve zihinsel engellilikle psikiyatrik rahatsızlıklar da dahil olmak üzere tüm engel gruplarını kapsadığını, tüm engelli bireylerin eşit vatandaşlık haklarına sahip bireyler olarak toplum içerisinde yaşamasını, engelli bireylerin sağlık, eğitim, ulaşım, istihdam, hukuk konularında eşit haklara sahip olmasını öngördüğünü vurguluyor.
Girişim, Türkiye'de hem zihinsel engelli hem de psikiyatrik teşhis almış bireylere yönelik damgalama ve ayrımcılığın yaygın olduğunu anımsattıktan sonra, Sözleşme'nin onaylanıp yürürlüğe girmesiyle Türkiye'de nelerin değişebileceğini şöyle özetliyor:
Türkiye'dekiMevcut Durum
BMSözleşmesi'nin Getirecekleri
Psikiyatrik teşhis alan bireyler yıllarca hastanelerde kapalı kalıyor.
Bu bireyler toplum içerisinde desteklenerek yaşayabilecek.
Zihinsel engelli çocuklar, diğer çocuklarla eşit eğitim olanaklarına ulaşamıyor.
Bu çocuklar diğer çocuklarla eşit eğitim olanağına sahip olacak.
Kötü muameleye maruz kalan engelli bireyler yasal mücadele yollarına erişemiyor.
Bu bireylerin adalete erişebilme hakkı devlet tarafından sağlanacak.
Yatılı kurumlarda kalan zihinsel engelli ve psikiyatrik teşhis almış bireylerdevlet kurumlarında dahi kötü muamele ve şiddete maruz kalıyor.
Devlet, bu tür insan hakları ihlallerinin gerçekleşmemesi için önlemler alacak.
Yasal mevzuatın gereğince uygulanmamasından ve gerekli denetimlerin yapılmamasından dolayı, zihinsel engelli ve psikiyatrik teşhis almış bireyler istihdam olanağı bulamıyor, ailelerine bağımlı yaşıyor.
Bubireyler kamu sektöründe ve özel sektörde daha fazla çalışma olanağına sahip olacak ve bir denetim mekanizması gerekecek.
Engelli Hakları Sözleşmesi, 20 ülke imzaladıktan sonra yürürlüğe girecek.
Sözleşme'yle birlikte 18 maddelik İletişime Dair Seçmeli Protokol de BM Genel Kurulu'nda kabul edilmişti. Protokol, bireylere ve gruplara, ülkelerindeki iç hukuk yollarının tükenmesinin ardından, BM Engelli Hakları Komitesi'ne doğrudan başvuru olanağı getiriyor.
"Engellilerin hakları kağıt üzerinde kalıyordu"
BM Engelli Hakları Özel Komitesi, mevcut insan hakları sözleşmelerinin kağıt üzerinde engellilerin haklarını koruduğunu, ancak uygulamada, engellilerin bu haklarından yararlanmadıklarını ifade etmişti.
Komite sözleşmenin dayandığı ana konuları şöyle özetlemişti:
* Engellilerin topluma dahil olması: Metnin özünü bu başlık oluşturuyor. Engelliler ayrı muamele görüyorlar, toplumdan ayrılıyorlar.
* Klişelerden kurtulmak: Engellilerle ilgili klişelerden kurtulmak için devletlere yükümlülük getiriyor. Bu klişeleri aşmanın en iyi yolu, engellilerin topluma katılması ve etkileşim.
* Erişilebilirlik: Uygulamaya en çok yansıması gereken konu. Binalardan hizmetlere, bilişim ve iletişim teknolojilerine kadar, engellilerin her alanda erişim olanaklarına kavuşmasına sağlamayı amaçlıyor.
* Yasalar önünde eşitlik: Yasalar karşısında eşit olarak tanınma, adalete erişim, özel yaşama, aileye saygı, siyasal, kamusal ve kültürel yaşama katılım. Bu başlıklar, uygulamadaki karşılığını, eğitim, sağlık, rehabilitasyon, çalışma ve yeterli yaşam standardı hakkı alanlarında buluyor. (TK)
ÜLKEM İNSANLARI :-)
4-7-2007<>
kategori: Mizah kosesi
BENİM GÜZEL ÜLKEMİN, GÜZEL İNSANLARI....
SOPALI TRAFİK EKİPLERİ İnekler yola fırlayınca trafik polisleri de düdüğü bırakıp sopalara sarıldı...
SİZCE AĞAÇTA NE YAPIYOR? Geçirdiği trafik kazası sonucu Konya'da hastaneye kaldırılan ablasını göremeyen çocuk, çözümü hastane yanındaki ağaca tırmanmakta buldu... Geçmiş olsun diyoruz.
YORUMSUZ
MERDİVENİ YÜRÜTMEDİLER! Batman'daki bir alışveriş merkezi açılışı, içindeki yürüyen merdiven yüzünden izdihama neden oldu. Hayatlarında ilk kez yürüyen merdiven gören halk, hep birlikte hücum edince, merdivenler kısa sürede arızalandı. Açılış, arıza ve izdiham nedeniyle ileri bir tarihe ertelendi!
FERAH FERAH TUVALET KEYFİ! Yalova Belediyesi ve Dünya Tuvaletler Birliği Başkanı Sim Jae Duck arasında geçen yıl protokolü imzalanan deniz manzaralı lüks tuvalet önümüzdeki ay hizmete açılacak.
YORUMSUZ... Antalya'da cezaevi inşaatında çalışan ve altı aydır para alamayan işçiler, inşaata fotoğrafta gördüğünüz tabelayı astı...
RİCA MİNNET KÂR ETMEDİ... Antalya'da bir amatör küme maçındayız... Maçın hakemi karşılaşmadan önce futbolculara "Bugün şehitlerimizi anma günü, ayrıca benim doğum günüm. Bugüne yakışır bir futbol sergilemenizi bekliyorum" dedi ama maç fotoğraftaki gibi bitti...
BABA OLMAYA DAYANAMADILAR!.. Bolu'daki bir hastanede baba olmanın heyecanı ile sabahlayanlar, koridordaki koltuklarda uyuyukaldılar.
YORUMSUZ Burası Mersin-Antalya karayolu...
FERRARİ İLE HATIRA FOTOĞRAFI... Konya'da açılan tarım fuarında sergilenen ve 300 bin YTL'ye satılan lüks traktör ziyaretçilerden yoğun ilgi görürken bazı ziyaretçiler hatıra fotoğrafı çektirdi...
MANKEN DOĞA BEKLEYİNCE... Antalya'ya defilede podyuma çıkmak için uçağa binen manken Doğa Bekleriz, uçakta hostesle tartıştı. Bekleriz'in tartışmayla ilgili veciz açıklaması ise şöyle: Her şey benim ünlü olmamdan, onun çirkin olmasından kaynaklanıyor...
NEYE NİYET, NEYE KISMET... Manisalı esnafın yağmur için sipariş verdiği binlerce şemsiye kuraklık nedeniyle elde kalınca, stokları eritmek için imdada "mesir festivali" yetişti. Şemsiyenin ters kullanımından yararlanmak isteyen esnaf mesir törenlerini beklemeye başladı...
Dr.Ahmet Erşan İletisi
3-29-2007<>
kategori: Saglik Kosesi
ellerimizin ve tüm cildimizin sağlıklı olması yönünde; önemli bir organımız olan cildimizin sağlığı açısından onu iyi tanımak gerekli. Cildimizin salgıladığı koruyucu ve yağlayıcı salgılar hem mikrop öldürücüdür, hem de, onu soğuk, mekanik sürtünme gibi dış etkenlere karşı korur. gereğinden fazla sabun kullanmak cild sağlığını olumsuz etkiler. Kaldi ki cildimizin tamamen mikropsuz olması gerekmiyor. Sabun cildin asit pH sını alkali yönde bozar ve cildin kurumasına, çatlamasına bazan da yağlanmasına zemin hazırlar; bu konuda doğal bir öneri; elleri sabunla yıkadıktan sonra henüz ıslakken avucumuza bir-iki damla limon suyu damlatarak ellerimizi oğuşturmak, bozulan pH yı düzeltip cildimizin yumuşak ve parlak olmasını sağlar. Gün içinde sık sık el yıkayan kişiler, mecbur kalmadıkça sabunsuz, ılık su ile yıkamalıdır.
2. Bir kişinin hayatı boyunca 6 ile 10 kez kanser hücreleri oluşabilir.
3. Kişinin bağışıklık sistemi güçlü olduğu zaman kanser hücreleri yok edilir ve çoğalarak tümör oluşturmalarına engel olunur.
4. Bir kişide kanser olması, o kişide çoklu beslenme eksikliği olduğuna işaret eder. Bunlar genetik, çevresel, beslenme ve yaşam tarzı faktörlerine bağlı olabilir.
5. Çoklu beslenme eksiklini yenebilmek için diyeti değiştirmek ve ek takviye almak bağışıklık sistemini güçlendirir.
6. Kemoterapi hem hızlı çoğalan kanser hücrelerini, hem de kemik iliğinde, sindirim sisteminde v.s.'deki hızlı büyüyen sağlıklı hücreleri yok eder ve karaciğer, böbrekler, kalp, akciğerler v.s.'de organ tahribatına yol açar.
7.Radyasyon kanser hücrelerini yok ederken; sağlıklı hücre, doku ve organları da yakar, yaralar zarar verir.
8. Kemoterapi ve radyasyon başlangıçta tümörün küçülmesine yol açar. Kemoterapi ve radyasyon tedavisinin uzaması tümörün daha fazla yok olmasına yol açmaz.
9. Kemoterapi ve radyasyondan dolayı vücut çok fazla toksin yüklenmesine maruz kalınca, bağışıklık sistemi ya tehlikeye düşer, ya da yıkılır; dolayısıyla kişi çeşitli enfeksiyonlara ve komplikasyonlara yenik düşer.
10. Kemoterapi ve radyasyon kanser hücrelerinde mutasyona neden olabilir ve dirençlerinin artarak yok edilmelerini zorlaştırabilir. Cerrahi işlem de kanser hücrelerinin başka taraflara atlamasına neden olabilir.
11. Kanser hücreleri ile savaşmakta etkili bir yöntem ise onları çoğalmak için ihtiyaçları olan gıdalardan yoksun ve aç bırakmaktır.
KANSER HÜCRELERİ AŞAĞIDAKİLERLE BESLENİRLER:
a. Şeker kanser besleyicidir. Şekeri kesilerek kanser hücrelerinin önemli bir gıdası kesilmiş olur. NutraSweet, Equal, Spoonful v.s. gibi tatlandırıcılar zararlı olan Aspartam ile yapılırlar. Daha iyi bir tatlandırıcı Manuka balı veya molastır, ama az miktarda alınmalıdırlar. Sofra tuzunda beyazlatıcı olarak kimyasallar bulunmaktadır. Daha iyi bir seçenek Bragg'in aminosu veya deniz tuzudur.
b. Süt vücudun, özellikle sindirim sisteminde, mukus üretmesine neden olur. Kanser mukusla beslenir. Süt yerine tatlandırılmamış soya sütü tüketilerek kanser hücreleri aç bırakılabilir.
c. Kanser hücreleri asit ortamda gelişirler. Et temelli diyet asittir ve sığır eti veya domuz eti yerine bol balık ve az tavuk eti yemek en iyisidir. Ette, özellikle kanserli kişilere zararı olan, canlı hayvan antibiyotikleri, büyüme hormonları ve parazitleri bulunur.
d. %80 taze sebze ve meyve suyu, kepekli tahıllar, tohumlar, nohutgiller ve biraz meyveden oluşan bir diyet vücudu bazik (alkali) ortamda tutar. %20 de fasulye içeren pişmiş gıdalardan oluşabilir. Taze sebze suları kolayca emilip 15 dakika içinde hücre düzeyine ulaşabilen ve sağlıklı hücreleri besleyen ve çoğalmalarını hızlandıran canlı enzimler içerirler. Sağlıklı hücre üretimi için gerekli olan canlı enzimlerin sağlanması amacıyla, taze sebze (sebzelerin çoğunluğu ve fasulye filizi) yiyin veya suyunu için ve günde 2-3 kez çiğ sebze yiyin. Enzimler 40 oC'de yok olurlar.
e. Yüksek kafein içerikli kahve, çay ve çikolatadan uzak durun. Yeşil çay daha iyi bir seçenektir ve kanserle savaşan özellikleri vardır. Bilinen toksinler ve ağır metaller içeren musluk suyu yerine arıtılmış veya filtrelenmiş su içiniz. Damıtılmış su asittir, kaçınılmalıdır.
12. Et proteininin sindirimi zordur ve çok sindirim enzimi ister. Bağırsaklarda duran sindirilmemiş et çürür ve daha çok toksin birikimine neden olur.
13. Kanser hücrelerinin duvarları sert protein ile kaplıdır. Et yemekten kaçınarak veya azaltarak, kanser hücrelerinin protein duvarlarına saldıran enzimler daha çok açığa çıkar ve vücudun öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmelerini sağlar.
14. Bazı destek maddeleri (IP6, Flor-ssence, Essiac, anti-oksidanlar, vitaminler, mineraller, EFA'lar v.s..) bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudun kendi öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmesine yardımcı olur. E vitamini gibi diğer destek maddelerinin de, vücudun hasarlı, istenmeyen veya ihtiyac olmayan hücrelerin atılmasının normal yolu olan, apoptoziz veya programlanmış hücre ölümüne yardımcı olduğu bilinmektedir.
15. Kanser zihinsel, bedeni ve ruhsal bir hastalıktır. Öngörülü ve olumlu bir ruh kanser savaşçısını muzaffer yapar. Öfke, affetmezlik ve acı bedeni stresli ve asitli bir ortama sokar.Seven ve affeden bir ruha sahip olmayı öğrenin. Sakin olmayı ve hayatın tadını çıkarmayı öğrenin. 16. Kanser hücreleri oksijenli ortamda gelişemezler.Günlük egzersizler ve derin nefes alma hücre düzeyine kadar daha fazla oksijen alınmasına yardımcı olur. Oksijen terapisi kanser hücrelerini yok etmek için diğer bir yöntemdir.
JOHN HOKINS HASTANESİNDEN KANSER GÜNCELLEMESİ – LÜTFEN OKUYUNUZ
1. Mikrodalga fırına plastik kap ve ambalaj koymayınız.
2. Dondurucuya su şişesi koymayınız.
John Hopkins Hastanesi bunu yakın bir zamanda bülteninde yayınlamıştır. Bu bilgi Walter Reed Ordu Tıp Merkezi tarafından da yayınlanmaktadır. Dioksin kimyasalları kansere, özellikle de göğüs kanserine, neden olmaktadır. Dioksinler vücudumuzun hücreleri için son derece zehirlidir. Plastik şişelerdeki suyu dondurmayınız, çünkü bu plastiğin içindeki dioksinin salınmasına neden olur.
Castle Hastanesi Sağlıklılık Programı Yöneticisi Dr. Edward Fujimoto bu sağlık tehdidini anlatmak için yakınlarda bir televizyon programına çıktı. Dioksinleri ve bizim için ne kadar kötü olduklarını anlattı. Plastik kaplar içindeki yiyeceklerimizi mikrodalga fırınlarda ısıtmamamız gerektiğini söyledi. Bu özellikle de yağlı yiyecekler için geçerli. (İngilizce metindeki fat sözcüğünün gerçek anlamı hayvansal yağdır.) Söylediğine göre yağ, yüksek sıcaklık ve plastik kombinasyonu dioksinin gıdaya geçmesine ve sonunda vücudumuzun hücrelerine ulaşmasına neden olmaktadır.
Bunun yerine kendisi yemekleri ısıtmak için Corning Ware,Pyrex gibi cam kaplar veya seramik kaplar kullanılmasını tavsiye etmektedir. Yani hazır yemek ve çorbalar ısıtılmadan önce ambalajından çıkarılıp uygun kaplara konulmalıdır. Kağıt uygundur, ama kağıdın içinde de ne olduğu bilinmemektedir. Sıcaklığa dayanıklı cam kap kullanmak daha güvenlidir. Kendisi yakın bir zamanda fast food restoranlarının plastik köpük kaplardan kağıt kaplara döndüğünü de hatırlattı. Nedenlerden bir dioksin sorunuydu. Kendisi plastik ambalaj malzemesi ile örtülmüş yiyeceklerin mikrodalga fırında pişirilmesinin aynı derecede sakıncalı olduğunu da söyledi. Yiyecekler radyasyona maruz kalıp ısınıca, yüksek sıcaklıkta plastiğin içindeki zehirli toksinler eriyip yiyeceklerin üstüne damlamaktadır. Yiyecekler plastik yerine kağıt havlu ile örtülebilir.
Bu makale hayatınızda sizin için önemli olan herkese gönderilmelidir.
Uzmanlar, çoğu ilacın temelinde bulunan bitkilerin çaylarının da birer şifa kaynağı olduğunu belirtiyor. Bitkilerle tedavinin her zaman için ilaç tedavisinden daha uzun süreceğini belirten uzmanlar, "Bitkiler hastalığa yakalanmadan önce önlem olarak kullanılmaya başlanmalı, basit hastalıklar bitki çayları, kompresler ve bitkilerden yapılmış yağlarla tedavi edilmeli. Ciddi hastalıklarda da doktorun verdiği tedaviye paralel olarak bitkilerden yararlanılabilir" dedi.
Doğada şifalı bir çok bitkiden şifalı çaylar elde edilebileceğini kaydeden uzmanlar, bitki çayı hazırlarken de şu tavsiyelerde bulundu: "Bitki çayı hazırlarken özellikle taze kaynamış klorsuz su kullanılmalı. Birçok hastalıkta klorun zararlı olduğu saptanmıştır. Suyunuzu kaynattıktan sonra bir iki dakika dinlendirin. Porselen bir demliğe önce çayını yapacağınız bitkiyi koyun ve üzerine gerekli miktarda su ekleyin. Genellikle 1 tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ot için dörtte bir litre su kullanmak gerekir. Çayın demlenmesi için 2-5 dakika yeterlidir. Kök bitkilerden çay yapacağınız zaman (zencefil, havlıcan gibi) aynı miktarda su ve bitkiyi birlikte cezveye koyup kaynatma yoluyla çayınızı yapabilirsiniz."
Şifalı çay elde edilen şifalı bitkilerden bazıları şunlar:
Ihlamur: Soğuk algınlığına ve öksürüğe karşı en etkili ve en yaygın olarak kullanılan doğal ilaçlardan biri olan ıhlamur, uykusuzluk, spazm ve kan dolaşımı bozukluklarında da kullanılır. Özellikle akşam saatlerinde fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, çünkü fazla miktarda alındığında uykusuzluğa neden olabilir. Yapraklarında çok miktarda klorofil taşımasından dolayı kansızlık durumunda kullanılmasında fayda vardır. Diğer çaylarda olduğu gibi ıhlamuru da hazırladığınız zaman için ve bir daha kaynatmayın. Çünkü uzun süre kaynatılıp içilen ıhlamur size yarardan çok zarar verebilir.
Yogi Çayı: Hintli yogilerin içtiği baharatlı bir çay. Tam da kış mevsimine uygun, yani ısıtıcı. Ayurvedik bir çay yogi çayı ve yoğun baharatların karışımından oluşuyor. Bu çayı hazırlamak için ufak bir tencereye bir parça kabuk tarçın, 4-5 kakule tanesi, 1 ufak kök zencefil, 2 karanfil ve 4-5 adet tane karabiber koyun. Üzerine 2 su bardağı su ilave edip 5 dakika kadar kaynattıktan sonra dilerseniz içine 1 tatlı kaşığı siyah çay ekleyip biraz demlendirip süzün. Dilerseniz sütle karıştırıp için.
Isırgan: Isırgan, birçok rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın sonuna kadar bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarına, mide, bağırsak, böbrek, romatizma ve gut hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefrit, sarılık, idrar yolları taşları ve özellikle kansere karşı günde 3-4 fincan ısırganotu çayı çok yararlıdır. Isırgan çayını hazırlamak için kişi başına bir tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ısırganotu yeterlidir.
Biberiye: Bu güzel kokulu bitkinin kullanılmadığı hastalık yok gibi. Özellikle kan dolaşımı hastalıklarına, romatizma ve astım hastalıklarına, mide ve bağırsak gazlarına karşı kullanıldığı gibi ağır yemeklerden sonra içildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca bronşit, öksürük, migren, gastrit, başağrısı, ağrılı adet, düşük tansiyon, kabızlık, safra kesesi taşı, ishal ve karaciğer rahatsızlıklarında da kullanılır. Hoş bir tat vermesi açısından biberiye çayına bir parça da kabuk tarçın atabilirsiniz.
Rezene: Rezene, Ege Bölgesi pazarlarında bahar aylarında bol bulunan bir bitkidir. Rezene çayı özellikle gaz ve kramp ağrılarında, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır. Özellikle bebeklerin gazlı olduğu zamanlarda sık başvurulan bir ilaçtır rezene çayı. Öksürük ve soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında rezene çayı yararlıdır. Listeyi uzatmak mümkün: Hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına başvurabiliriz.
Hindiba: Hem salatalarda, hem de haşlanarak zeytinyağı ve limon ilavesiyle kullanılabilen hindiba iyi bir idrar söktürücüdür. Karaciğer hastalarının, romatizmalıların ve şeker hastalarının sofralarının başköşesine oturtması gereken otlardan biridir hindiba ve bunlardan başka bağırsakları yumuşatır, müzmin romatizma, gut, böbrek ve safra kesesi hastalıklarında yararlıdır. Hindiba köklerinden yapılan kahve iyi bir iştah açıcıdır. Romatizma hastaları ilkbahar ve sonbaharda 4-6 hafta arası sabah ve akşam hindiba çayı içerek kür yapabilirler ve faydasını da hızla görürler. Hindiba çayı hazırlamak için kişi başına 1-2 tatlı kaşığı doğranmış hindiba kullanılır.
Nane: Nane çayı, mide ve bağırsak gazlarında, bulantı ve kalp çarpıntısında içilir. Sindirim sistemi rahatsızlıklarında, karın ağrısı, ishal, safra kesesi taşı, baş ağrısı, migren, sinüzit, diş ağrısı, halsizlik, bronşit, öksürük gibi rahatsızlıklarda da tedavi edici özelliği olan nane, nefes darlığında da şöyle kullanılabilir: Bir tülbentin üzerine bal konur, üzerine taze veya kuru nane yaprakları serpilir ve yatmadan önce göğüs üzerine bağlanır, sabaha kadar bırakılır.
Kekik: Kekik çok güçlü bir antiseptik olarak biliniyor. Kekik yağından elde edilen timol birçok ilaçta, hatta ameliyatlarda yara temizlemek için kullanılıyor. Eski zamanlarda salgın hastalıklarda kullanılan kekik günümüzde de grip salgınlarında bol bol kullanılmalı. Ve boğmaca olana, öksürene, bronşite yakalanana, midesi rahatsız olana, ishal olana, adet sancısı çekene kekik çayı içirmeli. Böcek sokmalarında deriye sürülerek kullanılan kekik, cilt hastalıklarında da banyo suyuna atılarak kullanılabiliyor.
Zencefil: Ayurveda ve Çin Tıbbı nda 5 bin yıldır kullanılan zencefil, ısıtıcı bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarında temizleyici, düzenleyici ve canlandırıcı bir etkiye sahip. Ayrıca faranjitte, ishal, gaz gibi durumlarda, kan dolaşımını artırmak için, kas hastalıklarında ve romatizmal ağrılarda kullanılıyor. Soğuk algınlıklarında çayını içebilir, öksürük için zencefil-zerdeçal-bal karışımını sabah ve akşam aç karnına şurup niyetine kullanabilirsiniz. Zencefil canlandırıcı olduğu için akciğerleri temizler, gazı önler ve terlemeyi artırarak cildin de temizlenmesini sağlar.
Adaçayı: Kızılderililerin kutsal bitkisi sayılan adaçayı, Akdeniz yöresinde bol bol yetişir. Antibiyotik ilaç görevi gören adaçayı diş eti rahatsızlıklarında ve boğaz ağrılarında çok yararlıdır. Sinir bozukluğu, baş dönmesi, titremeye iyi gelir ve menopoz döneminde karşılaşılan terlemeyi durdurur. Ayrıca dolaşım sistemi hastalıklarında, tansiyon düşüklüğünde, sindirim sistemi bozukluklarında, psikolojik rahatsızlıklarda, halsizlikte, sinir hastalıklarında da kullanılır. Özellikle boğaz ve ağız içi iltihaplarında günde birkaç defa adaçayıyla hazırlanıp soğutulmuş çayla gargara yapın, iyi geldiğini göreceksiniz.
Elma: Elma, besin değeri dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur, lifli olduğu için bağırsakları temizler, karaciğerinden şikayet edenler, romatizmalılar ve hatta şeker hastaları bile elmadan faydalanabilirler. Elma yatıştırıcı, uyku vericidir, başağrılarına iyi gelir. Taze elma suyu cilde sürüldüğünde dokuları sağlamlaştırır ve teni güzelleştirir. İlkbaharda toplanan elma çiçekleri kurutularak sonbahar ve kış aylarında kaynatılır ve göğse ve öksürüğe iyi gelecek bir şurup elde edilir. Kurutulmuş elma parçalarından çay yapabileceğiniz gibi kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine isterseniz limon ve portakal koyarak çay olarak tüketebilirsiniz.
Birgün... GÖRÜLMEYEN Gazete yakında yayın hayatına merhaba diyecek. Ülkemizde görme engelli ve az gören yurttaşlarımızın çoğu dünyada kabul görmüş Braille alfabesini yeterince tanımıyor ve kullanamıyor. Kentim Gazetesi'nin eki olarak yayın hayatına hazırlanan Görülmeyen Gazete, başta akademik çevrelerde olmak üzere, Braille alfabesini bilen görme engellilerin haber alma özgürlüklerini ve fikri iletişim ile dayanışmasını sağlamayı ve aynı zamanda Braille alfabesinin yaygınlaşmasını da amaçlıyor. Görme engelli çalışanları ile heyecanlı bir çalışma sürdüren gazete ekibi, Görülmeyen Gazetenin yayın hayatına girmesiyle sosyal sorumluluk bilincinin bu anlamda kamuoyunda destek görüleceği inancını taşıyor.